Anlaması Zor Kitaplar Nasıl Okunur?

Doğukan Doğan



Öncelikle neden anlaması zor kitaplar okumaya çalışmalıyız? Neden kendimizi bu stresin ve zulmün içine sokalım? Bu sorulara en genel anlamda şu şekilde cevap verilebilir:

1- Evet ya ne gerek var cidden.

2- Bilmem içimden bir ses okumam gerektiğini söylüyor.

3- Okumam gerek. Yaptığım araştırma zincirinin bir sonraki halkası bu.

Bu cevapların üçü de geçerlidir. Herkesin saat tamircisi gibi ince ince detayları işlemesi, saatlerini hareketsiz bir halde masa başında harcaması beklenmez. İnsanların yaklaşık %95’i bu sebeplerden ötürü derin okumalar yapmamayı tercih ediyor. Kalan %5 ise bir şeyleri biliyor ve yeri geldiğinde hakkında konuşabiliyor olmaktan zevk alırlar. Eğer halihazırda bu araştırma hazzına sahipseniz ya da sahip olduğunuzu düşünüyorsanız bir şeyler okumak zorundasınız. Tabii ki bir şeyler okurken zor kitaplarla veya materyallerle karşılaşmanız kaçınılmaz bir gerçekliktir.



“Anlaması zor kitap” ne demek? Bir kitabı anlaşılması zor kılan şeyler nedir?

1- Kitabın dili ağırdır.

Kitapta kullanılan kelimeler kişinin günlük yaşamında kullandığı, anlamını bildiği kelimeler değildir. Dolayısıyla bu kelimeleri bilen birisi için kitabın dili ağır olmayacağından dilin ağırlığı kişiden kişiye göre değişir. Araştırdığınız konu ile ilgili daha fazla materyal tükettikçe dilin ağırlığı da gitgide zayıflayacaktır, daha fazla terim ve kelime öğreneceksiniz zamanla. Bunları öğrenme aşamasındayken okuma hızınız doğal olarak yavaş olacak. Bu sizin aptal olduğunuz anlamına gelmez. Belli bir hızda veya günde belli bir sayfa okumak gibi bir zorunluluk yok. Esas mesele okuduğunu anlamak olduğu için materyali okurken sözlükle temas halinde olmak gerekir. Aksi takdirde ne yazıldığı anlaşılmaz.


2- Kitabın konusu soyuttur.

Böyle bir durumda kitap okuma hızınız kesinlikle düşer. Cümle cümle düşünerek, anlayarak okumanız gerekir. Örneğin Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabını okurken soyutluğun yaratacağı yavaşlama rahatlıkla hissedilebilir. Hatta bazen günde 2 paragraftan fazla okuyamazsınız. Bu şevkinizi kırmamalı çünkü asıl mesele okumak değil, anlamak ve yorumlayabilmek olduğundan niceliksel olarak ne kadar okuduğunuzun bir anlamı yok.


Bu iki öncülde de vurgulanan esas nokta okurken odaklanılması gereken şeyin okuduğunu anlamak olduğudur. Elbette her okuduğumuzu anlamak için okuruz ama okuyacağımız materyal zor olduğunda “anlamak” hiç taviz verilemeyecek bir hale gelir. Daha yüzeysel okumalarda bir cümle bir sonraki paragrafı -hatta sayfayı- bize tahmin ettirdiğinde o paragrafı atlayabiliyoruz. Bu tarz refleksleri okuması zor olan kaynaklarda yapmamalı, kelimesi kelimesine okumaya dikkat etmeliyiz.


Peki bu yavaş okuma ve anlama halini nasıl optimize ederiz?

1- Sadece okuduğunuz materyale odaklanmalısınız.

Ses ve hareket en büyük dikkat dağıtıcıdır. Anneniz oturma odasında son ses MasterChef izliyorken, kardeşiniz odasında bağırıp çağıra oyun oynuyorken ya da oda arkadaşınız oda içerisinde müzik dinleyip telefonla konuşuyorken kısaca çevrenizden ve telefonunuzdan bildirim yağmuruna tutuluyorken okuyamazsınız. Çevreden gelen uyaranları minimal seviyeye çekmelisiniz. Sessiz bir ortama geçmeniz, telefonu sessize almanız gerekir. Buna rağmen ses kesilmiyorsa kulak tıkaçları okurken, çalışırken, uyuyorken kullanabileceğiniz mucizevi bir üründür.


2- Okuma esnasında çok fazla kahve ve sigara içmeyin.

Fazla kafein fazla stimulant etki yaratır. Bu odaklanmanızı engelleyerek dikkatinizi dağıtır. Nikotin de bir süre için odağınızı arttırsa da beyine giden oksijen azalacağı için bilişsel kapasiteniz düşer.


3- Anlaması zor materyal okuyorsanız not tutmak zorundasınız.

Bu herkesin sunduğu gibi alelade bir tavsiye değil, bir gereklilik. Anlaşılması zor cümleleri anlamanız, yorumlamanız ve kendi bakış açınızla yorumladığınız bu cümleleri kendi sözcüklerinizle bir kenara yazmanız, okuduğunuz ve “haaa şimdi anladııım” diyerek aydınlandığınız yerleri kayıt altına almanız gerekir. Bunlar için okuduğunuz materyali, bir not kağıdını ya da defterini kullanabilirsiniz.


4- Bazen okuduğunuz bir cümleyi tekrarlarca okumak zorunda kalırsınız.

Bu sanıldığının aksine olumsuz bir durum değil, motivasyonunuzu düşürmesin. Kitap okuyan kimse bu durumdan çok sık bahsetmez ama en sağlam kitap kurtları bile bu durumu yaşar. Kendinizi yetersiz hissetseniz de anlayana kadar tekrarlamaya devam etmelisiniz. Gerekirse sesli bir şekilde okumalısınız. Bu durum olağandır. “Aptal mıyım ben?” diye telaşa kapılmayın, anlamaya çalışmaya devam edin.

Beyin her kavramı her analojiyi her metaforu bir anda göremeyebiliyor. Her gün görmediğiniz, duymadığınız pek çok cümleyle karşılaşabiliyorsunuz bu tarz kitaplar okurken. Kaldı ki bir kitabı “Anlaması zor” kılan da bir cümleyi 10 defa okutmasıdır.


5- Zor materyaller tek okumada sindirilemeyebilir.

Bu durum farklı kelimelerin yoğunluğu ve konunun soyutluğu ile doğru orantılıdır. Bazen okuduğunu anlamak için belirli bir kuluçka süresi gerekir. Dolayısıyla bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını üstlerine yazdığınız, sağına soluna notlar aldığınız materyali üzerinden bir süre geçtikten sonra tekrar okumanız gerekebilir. Özellikle Freud, Nietzsche gibi yazarların üzerinden 2-3 defa geçmek, onları anlamakta yardımcı olabilir ve her defasında yeni bir aydınlanma yaşatır size.


6- Anlaması zor materyaller okunurken, hafif bir okumadan daha uyanık olmalısınız.

Okuduğunuz şeyin içinde verilen örnekler, analojiler, isimler, tarihler vb. bir sonraki okuyacağınız şeyin ne olacağını belirlerler. Örneğin son zamanlarda bir yerlerden duyduğunuz varoluş felsefesi ile ilgili bir kitaptan başlamaya karar verdiniz. Kitapta ismi geçen diğer yazarlar ve olaylar sizin bir sonraki okuyacağınız kitapların referansı olacaktır. Kitabın referans aldığı Sartre, Camus gibi isimlerin yanında alıntı yaptığı Freud, Adler gibi insanları kaçırmamanız gerekir. Alfred Adler kimdir? Olayın Adler ile ne alakası var? Tüm bu sorular okuduğunuz kitabın yanında yeni bir araştırma konusu açacaktır. Ufak çaplı bir Adler araştırmasından sonra yine ana kitaba dönmeniz gerekir. Bir kitap okurken bu tarz pek çok yazar, filozof, psikolog, ideoloji vb. ismiyle karşılaşabilirsiniz. Tüm bunları unutmayacağınız şekilde not etmeli ve teker teker üstüne gitmelisiniz.


7- Eğer bir kitabı alıp sonra okumuyorsanız basitçe o konuya/kitaba ilgi duymuyorsunuz demektir.

İlgi durmadığınız bir şeye kendinizi zorlamanızın bir alemi yok. Dünyada sonsuz konu mevcut. Atların evrimsel gelişiminden sosyolojiye, futbol tarihinden kimyaya binlerce konu mevcut. İllaki birisi ilginizi çekecektir. İlginizi çekecek bir şey bulana kadar araştırmaya devam edin.


İyi okumalar!



30 views0 comments

Recent Posts

See All

Anonymous …günün sonunda, yastığa başımızı koyduğumuzda kendi vicdanımıza, mantığımıza nasıl izah ediyoruz kendimizi? Aynayı karşımıza aldığımızda, cellatta emri vermeden önce kendimizi affedebiliyor

Rüzgar